|
SEZON
ÖNCESİ TEAM TAKSİ RÖPORTAJI
SORU : Bu seneki rakipleriniz hakkında neler düşünüyorsunuz? Yeni Grup N ralli otomobilleri ile kendi arabanız arasında çok fark olduğuna inanıyormusunuz? Sezon sonundaki yerinizi nasıl tahmin ediyorsun? CEVAP : Motorsporlarında hiçbir zaman iddialı konuşmamak lazım. Şunu söyleyebilirim, biz yeni oluşan bir takım olduğumuz için bu seneki esas hedefimiz büyük bütçeli takımlara ve fabrika takımlarına karşı varolma mücadelesi verebilmek çünkü Taksi Team yeni oluşturulmuş bir takım ve ekonomik kriz malum, sponsor olarak birkaç firmamız olsa da istediğimiz bütçeyi tam olarak elde ettiğimizi söyleyemeyiz. Mitsubishi EVO5 gibi Grup N bir otomobili seçmemizdeki ana neden de buydu. Daha düşük bütçelerle daha iyi bir otomobille yarışabilmek için en iyi seçenek EVO5'ti. Diğer Grup N'lere göre bir dezavatajı yada handikapı olduğunu zannetmiyorum. Motorsporlarında hiçbir zaman yarış öncesinde konuşulmaz. Çünkü 12 etaplık bir rallide 11 etap best-time yaparsınız fakat son etapta kalırsınız. Sonuç olarak elinize hiçbir şey geçmez. Türkiye rallisi için de sezon geneli için de bizim esas hedefimiz her yarış finish görmek dolayısıyla finish gördükten sonra topladığın puanlarla şampiyona da kendine iyi bir yer edinebilirsin. Elbetteki ilk sıraları hedefliyoruz. Sonuçta Serkan YAZICI iki sene Türkiye Ralli Şampiyonu olmuş bir pilot, sounçta Türkiye ve Anotolian Ralli'de 1 kapı numarası ile start alacak, onun da bu takımın da bizim de otomobilin de hak ettiği yere gelebilmesi için biz elimizden geleni yapacağız. Biz ekip olarak başarılı olacağıma inanıyoruz. Otomobil Sporlarında her ne kadar pilot ve co-pilot ön planda görünse de başarının sırrı ekip çalışmasındadır. Biz çok iyi bir ekip oluşturduğumuza inanıyoruz. Sonuçta pilotundan mekanikerine, bilgi işlem sorumlusundan muhasebecisine kadar herkes bu işe inandı ve dört elle sarıldı. Biz de bu insanların bize olan güvenine en iyi şekilde karşılık vermek istiyoruz. Bu da her yarışta finish görüp Türkiye ralli şampiyonasında iyi bir yere gelmek. SORU : Yeni pilotun Serkan YAZICI'nın sürüş stilini nasıl buluyorsun? İlk zamanlar uyum sorununuz var mıydı? Varsa hallettiniz mi? CEVAP : Hayır, uyum sorunumuz olmadı. Zaten Serkan benim 10-12 senelik arkadaşım. Bizim onla yarışma isteğimiz çok eskiye dayanıyor. 1998 yılında Opel'de aynı takımdaydık fakat o başka bir co-pilot ile yarışıyordu, ben farklı bir pilotla yarışıyordum, yarışamadık. 1999'da son ralli Hitit Ralli'sinde Ford Escort Cosworth ile beraber girecektik fakat 1 gün önce otomobilin shakedown esnasında şanzımanında bir arıza çıktı. İlk biz Serkan'la 99'da yarışacaktık. Daha sonra ben askere gitmek durumunda kaldım. Serkan zaten Erkan BODUR ile yarışacaktı. Ama askere gitmiş olmasaydım belki bir ihtimal aynı takım bünyesinde farklı otomobillerle yarışma ihtimalimiz vardı. Sonuçta kısmet bu güneymiş, 2002 sezonunaymış. Serkan eski arkadışım olduğu için uyum ile alakalı bir sorunumuz yok. Nasıl bir pilot olduğuna gelince zaten o kendisini Türkiye'ye ve dünyaya kanıtlamış bir pilot. Bu konuda yorum yapmama gerek yok. Zamanlarından elde ettiği başarılardan, 2 sene üstüste Türkiye Şampiyonu olmasından artı FIA TEAMS CUP'ta üçüncü olmasından ki bitirebilidiği tüm rallilerde FIA TEAMS CUP'ta birinci oldu. Genel klasmanda çok yüksek yerlerde yer aldı. Özel etaplarda Juha KANKUNEN gibi çok ünlü pilotları geride bıraktığı zamanları var. Serkan kendini çok iyi kanıtlamış bir pilot. Ben de ona güveniyorum ve iyi işler başarıcağımıza inanıyorum. SORU : Ford Fabrika takımında başarılı olduktan sonra özel bir ralli takımında yarışmak sizce bir risk değil mi? CEVAP : Ben 1998'de profesyonel motorsporları yaşantıma Opel Motorsport ile başladım. 98-99'da bu takımda profesyonel olarak co-pilotluk yaptım. 2001'de Ford Motorsport adına Hakan Tolon ile yarıştık. Sonra 2002 için prensipte anlaştık, fakat Serkan'dan böyle bir teklif gelince, dediğim gibi uzun süredir birlikte yarışma isteğimiz vardı, Serkan'ı tercih ettim. En başta Taksi Team'in oluşmasına inanmak gerekliydi. Biz inanarak bu yola çıktık. Biraz Donkişotluktu belki, kimilerine göre ütopyaydı ama hatta birçok insan takımın bu günkü haline bile gelebileceğine inanmıyordu. Ama sıfırdan bir şey yaratmak ileride bu takımı biz yarattık demek çok daha farklı. Yapım gereği ben mücadele etmeyi, birşeyler yaratmayı, ortaya çıkarmayı seviyorum. Biraz da o etkili olmuştur. Ama yoksa tabiiki Ford Motorsport, Opel Motorsport yada benzer fabrika takımlarında yarışmanın da güzel yanları var ama şunu söylemek isterim ki Team Taksi'nin şu an Türkiye'da yarışan takımlar arasında hiçbir eksiği yok. Şu an burda bulunduğumuz servis garajından tut, mekanikerlerin bilgisine ve tecrübesine, pilot ve co-pilotun deneyimine servis aracımızdan yarış otomobilimizin hazırlanmasına kullandığımız ekipmanlardan lastik vesaire yani sonuç itibariyle biz fabrika takımlarından bir eksiğimiz yok diyebilirim büyük bir rahatlıkla. SORU : Bu sene yarışacağınız EVO5 hakkındaki düşüncelerinizi alabilirmiyiz? CEVAP : Şunu söylemek lazım EVO5 ile EVO6 arasında çok çok büyük farklar yok. Sonuçta EVO6 bizim otomobilimizin 1 sene sonra biraz daha geliştirilmiş bir hali. EVO7 dersen tabiiki o biraz daha farklı mutlaka ama EVO5 büyük bir dezavantajı veya handikapı yok. Çok güzel bir araba. En azından çok güzel hazırlanmış bir araba. Bu otomobili Ali ERSİN hazırladı. Kendisi hiç yarışmadan Kerem ÜSÜTÜNKAYA'ya sattı. Sonra Hakan SEVERGEN'e geçti, daha sonra Burhan KURU'ya geçti. Bu saydığım üç pilot da çok az yarış yaptılar. Ve genellikle finish hedefinden çok temkinli tempolarla gittiler. Dolayısıyla otomobil hala çok diri. 1999'dan itibaren üç senedir yarışmasına rağmen çok temiz bir araba. Roll Cage'inden içindeki stakes göstergesine kadar herşeyi ile dört dörtlük hazırlanmış bir araba. Tabii bizde komple arabayı soyup elden geçirdik. Revize ettik. Çok büyük bir aksilik olmassa, sezon boyunca bizi yolda bırakacağına inanmıyorum. Bizi üzeceğine de inanmıyorum. SORU : Türkiye Ralli'si öncesi yaptığınız hazırlıkları kısaca özetleyebilirmisiniz? CEVAP : Hazırlıklarda denildiğinde normal bir ralli hazırlığından çok farklı oldu bizim için. Neden, çünkü takım yeni oluşuyordu. Yarış hazırlığıyla birlikte sezon hazırlığı da oldu, ikisi bir arada gitti. En başta garajı oluşturduk. Bunlar hem vakit olarak hem de fiziksel olarak bizleri yordu açıkçası. Ama tabii ilk yarışın start'ını aldıktan sonra bunların hepsi tatlı bir yorgunluk olarak, bir anı olarak bir kenarda kalacak diye düşünüyoruz. Araba komple elden geçti, lastik siparişleri vs. Henüz antreman yapamadık. Çünkü yarışın resmi antremanı programa göre yarıştan bir hafta önce başlıyor. Fakat etaplar hiç yabancı olmadığımız etaplar. Serkan geçen sene yarıştı, ben toprak halinde iken 1999'da yarışmıştım. Ama hep bildiğimiz yerler. Biraz dediğim gibi bizim takımında sıfırdan oluşması nedeniyle bu yarışın hazırlığı, bizi oldukça yordu ve çok vaktimizi aldı. Ama bunun haricinde ekstra bir hazırlık yapmadık. SORU : Bu sene Türkiye Ralli'si
çok kompakt oluşuyor. Etaplar ve katılımcılar hakkında düşünceleriniz
neler? SORU : Bu sene yurt dışında Avrupa Ralli Şampiyonasına puan veren herhangi bir ralliye katılmayı düşünüyormusunuz? CEVAP : Gerekli sponsor desteğini bulsaydık, zaten programımızda böyle bir şey vardı. Şu anki hedefimiz, 2003 sezonunda Avrupa Ralli Şampiyonası. Bu sene hem ekip açısından hem bizim açımızdan antreman olması için Avrupa Ralli Şampiyonasında da 3-4 tane ralliye katılmayı arzuluyorduk. Fakat şu an için bunu söylemek biraz erken. Zaten Türkiye Ralli Şampiyonasında da yurt dışından puan getirme olayı kalktı. Bugün Avrupa'da bir yarışa gitmek büyük bir lüks. Hele ki sponsor açısından sıkıntı yaşıyorsanız, çok daha lüks. Normal şartlar altında şu an görülen Türkiye Ralli Şampiyonasında 6 yarışa gireceğimiz. Ama ilk yarıştan sonra belki birşeyler değişir. 2003'teki Avrupa Ralli Şampiyonası hedefimizin mutlaka gerçekleştirmek istiyoruz. 2004'te Dünya Ralli Şampiyonası'na açılmayı istiyoruz yeniden. Bunları zaten websitemizde de yayınladık amaçlar bölümünde. ( www.teamtaksi.com ) Eğer ki sponsor anlamında bir değişme olursa bu sene yurt dışında 1-2 ralliye katılmayı istiyoruz. SORU : Teknik ekibiniz ve Megabus hakkında bilgi verebilirmisiniz? Megabus'un dizaynı kime ait? CEVAP : Megabus'ı Mehmet ÇAMLI hazırladı. Kendisi geçen sene Subaru ile 1-2 tırmanma yarışına katılmıştı, motorspor.com okuyucuları onu ordan hatırlayabilirler. İlk hazırladığında bu şekilde değildi. Genel yapı itibariyle böyleydi fakat Serkan'ın Dünya Ralli Şampiyonasındaki tecrübelerinden yararlanarak, gerçek anlamda bir ralli servisi haline getirdik bu otobüsü. Ve Türkiye'de de bir eşi olduğuna inanmıyoruz açıkçası. O bizim için çok büyük bir avantaj. Yani bütün yedek parçamızı, yarış otomobilimizi tek bir araçla transfer edebiliyoruz. İçindeki oturma gurubu, mutfağı, tuvaleti vs ile bir motonom aynı zamanda. Bu tarz hepsinin bir araya geldiği komplike bir araca sahip olmak bizim için çok büyük bir avantaj oldu. Teknik ekibe gelince, bizim şef mekanikerimiz Orhan EKREN. Serkan YAZICI, Opel Motorspor ve Team Atakan öncesinde, 1989 yılından bu yana katıldığı tüm yarışlarda, otomobillerin hazırlanması ve yarış servisliğini yapmıştır. İnanıyoruz ki Orhan ağbiyi bu göreve getirdik. Türkiye'deki en iyi mekanikerlerden bir tanesidir. Onun haricinde Nejat YILMAZ ve Osman TAVAR da var. Onlar da Takım Direktörümüz Emre YERLİCİ'nin mekanikerleridir ki Nejat, Emre YERLİCİ yarışırken yıllarca onun mekanikerliğini yapmış, bu konuda çok bilgili bir isim. Osman da aynı şekilde çok tecrübeli bir mekaniker. Bir de Murat TURHAN var. Toplam 4 mekanikerimiz var ve biz onlara güveniyoruz. Planlı ve programlı hareket etmeye devam ettiğimiz sürece bir sorun yaşayacağımızı tahmin etmiyoruz. SORU : Takıma ismini veren Taksi ve Otomobilciler Birliğinden nasıl bir destek gördünüz? CEVAP : Bu proje sohbet esnasında Serkan'ın bir tanıdığının ortaya taksi fikrini ortaya atmasıyla doğdu. Daha sonra Serkan bunu geliştirdi ve neden bir taksi takımı olmasın diye düşündü. Bunları da websitesinde geniş olarak açıkladık. Böyle bir şeyi hayata geçirebilmek için ilk olarak İstanbul'da Taksiciler ve Esnaf Odası ile görüştü. Onlar da böyle bir projeye çok sıcak baktılar, destekleyebileceklerini söylediler. Maddi anlamda bir katkıları olmasa da manevi olarak bizim arkamızda olmaları onların desteğiniz hissetmemiz bizi daha da kamçıladı. SORU : Bu seneki sponsorlarınız nelerdir? CEVAP : Sponsor motorsporlarındaki en büyük etken. Bu sporun yapılması için sponsor desteği şart. Hem organizasyon açısından, hem yarışma açsından. Biz de çok daha büyük hedeflerle yola çıktık. Çok fazla firmayla görüştük. Açıkçası Team Taksi projesi firmalara çok cazip geldi, ancak ilk başlarda ütopik bir düşünce olarak algılayanlar da oldu. Böyle bir takımın çok kısa bir sürede oluşabiceğine de inanamadılar. Açıkçası güvenemediler yani sponsor olmak isteyenler oldu fakat çok da güvenemedikleri için çekimser kaldılar. Ama Shell, Pirelli, The Sales Machine, Posta Gazetesi ve HIP Production bize güvendi, destek verdi. Sponsorlarımıza burdan bir kez daha teşekkür ediyoruz. SORU: Gelecek seneler için gençlere yönelik ne gibi planlarınız var? CEVAP: Bu proje ilk hayata geçtiğinde, planlanan sponsor desteği bulunsaydı, gerçi çok da yüksek bir rakamdı, biz kendimiz yarışırken bir yandan da bir eleme yapıp, taksiciler arasından en yeteneklilerini yarıştırmayı istiyorduk. Pist yarışlarında, tırmanmalarda veya rallilerde. Ve 2002 sezonu onlar için bir antreman sezonu olacaktı. 2003'te biz Avrupa'ya açıldığımızda onlar Team Taksi'nin Türkiye'de bayrağını dalgalandırmaya devam edeceklerdi. Türkiye Ralli Şampiyonasında Team Taksi'yi onlar temsil edeceklerdi. Bunun yanında bu güne kadar yarışma imkanı bulamamış yada çok amatör şartlarda yarışmış ve bir yerlere gelmeyi başaramamış pilotlarla bir genç ekip oluşturup toplam üç ekip olarak parkurlarda olmak istiyorduk. Bu sene maalesef bunu gerçekleştiremiyoruz. Fakat bizden bilgi almak isteyen, danışmak isteyen, her insana kapımız açık bunu basa basa söylüyorum. Bu konuda çok fazla mail alıyoruz, elimizden geldiğince cevap vermeye çalışıyoruz. Şu dönem bizim biraz sıkışık olduğumuz bir dönem olsa da en azından Türkiye Rallisinden sonra çok daha rahat bir şekilde ilgilenebiliriz. Mutlaka ileride belki 2003'te gençlere destek vermeyi düşünüyoruz, zaten Serkan'ın her röportajında, daha Team Atakan'da yarışırken bile söylediği şuydu; birincisi bu spor daha da halka inmeli sadece insanların aklındaki önyargı, zengin sporu imajını kırmak, ikincisi de genç yeteneklere şans tanımak. Bu felsefe ile biz yola çıktık. Bunu da mutlaka yapacağız, en büyük hedefimiz bu. SORU : Türkiye'nin önde gelen co-pilotlarından biri olarak co-pilot açığını neye bağlıyorsunuz, co-pilotluk açısından gençlere yönelik bir çalışmanız olacak mı? CEVAP : Birçok arkadaşa dilim döndüğünce, bildiğim her şeyi aktarmaya çalıştım ve onlar da başarılı oldular yarışlarda bu hala geçerli. Bu işi gerçekten yapmaya hevesli insanlara kapım her zaman açık. Aynı şekilde Serkan'ın da pilotluk anlamında her zaman kapısı açık. Co-pilotluk ayrı bir meziyet, pilotluk ayrı bir meziyet ama ilk başta insan bu işi yapacağı zaman pilot mu co-pilot mu olacağına karar vermesi lazım. Bizde ne yazık ki insanlar co-pilotluğu bir basamak olarak görüyor. Hatta ilk başta gözcülükle başlıyorlar, sonra co-pilotluğa geçiyorlar. Nasıl olsa pilotluğa sıçrarım diye bakıyorlar. Ama benim hiçbir zaman böyle bir iddiam olmadı. Ben bu işe 1992 senesinde rahmetli Çetin ÖZOKÇULAR'ın co-pilotu olarak başladım ve bu bugüne kadar devam etti ve sonuna kadar co-pilot olarak devam edeceğim. Çünkü ikisi de apayrı şeyler, ben şunu biliyorum ki en azından antreman arabamız olan Ford Escort ile bir tırmanma yarışına girebilirim. Ama çok başarılı olacağıma inanmıyorum. Çünkü dediğim gibi apayrı teknikler. Dolayısyla ben co-pilotlukta başarılı isem, bu işte nasıl daha başarılı olurum diye düşünmem gerekiyor ve bunu yapmayı düşünüyorum. İnsanların ilk başta pilot veya co-pilot olacaklarını belirlemeleri lazım. İMK'nın açtığı bir co-pilotluk kursu oldu. Sevgili Erkan BODUR, Cem BAKANÇOCUKLARI, Kaan ÖZŞENLER, Özden YILMAZ orda tecrübe ve bilgilerini aktardılar. Ordan birçok insan çıktığına inanıyorum. Ama tabiki co-pilotlukta en önemli şeylerden bir tanesi de tecrübe. Bu genç arkadaşlarda birkaç yarışa girdikten sonra çok başarılı yerlere geleceklerini tahmin ediyorum. SORU : Bursa'daki insanların özellikle gençlerin motorsporlarına ilgilerini nasıl değerlendiriyorsunuz? CEVAP : Bursa'nın haricinde Türkiye genelinde bakmak gerekirse gerçekten insanların motorsporlarına olan ilgisi her geçen gün daha da çok artıyor. Ben askerliğimi Artvin Boçka'da yaptım ve orda Formula 1'in seeding turlarını kahvede seyrettiklerini gördüdüğümde bu iş gerçekten Türkiye'de bir yerlere geliyor dedim, çok şaşırdım açıkçası. Türkiye nüfusunun ciddi bir çoğunluğu genç ve motorsporları da hem ralli, rallikros ve tırmanma olsun hem de Türkiye'de yapılmayan ama çok büyük uğraşlar verilen Formula 1'de, bütün disiplinleri motorsporlarının, insanların ilgisini çekiyor. Neden, heyecan var, adrenalin var, hız var yani kısacası, genç bir insanın isteyebileceği herşey var. Bu sporda herşeyi bulabilyorlar. Gençlerin ilgisi çok fazla ama bir yandan üzüldüğüm şöyle bir konu var, çok fazla mail alıyoruz dedim ya, insanların bana sordukları şu; ben nasıl pilot olabilirim, pilot olursam, bu bir değil iki değil çok fazla kişiden aynı şekilde yaklaşım gördüm, tekrar basa basa söylüyorum, bu işe nasıl başlayabilirim, bu işten kazancım ne olur? Türkiye'de bu sporu yapıp da maddi gelir elde eden çok az insan var. Yurt dışında durum tabii ki farklı. Ama onların da oraya gelmeleri kolay olmuyor, artı Dünya Ralli Şampiyonasına Türkiye'nin ulaşması için şu anda oraganizasyon kalitesi olarak ulaştık. Anatolian Ralli bugün adaysa, gerçekten biz de o seviyedeyiz. Ama ekiplerin ve sponsorların desteğinin artması ile bu profesyonellik kurumsallaşacaktır. Şu an için Türkiye'de böyle bir şey söz konusu değil, ayrıca para kazanan çok çok az kişi var. İnsanların önce bir şeyler vermesi gerekir ki, ondan sonra bir şeyler beklesin. Bu sporun en nankör yanı da o. Başlarken hem maddi, hem de manevi olarak çok yıpranıyorsunuz açıkçası. Ama sonrasında gerçekten bu işe gönül verirseniz ve kendinizi ispatlarsanız, tabii yeteneğiniz de olmalı illa ki bir yerlere gelirsiniz, bunun örnekleri de var. Mesela Ford Motorsport'ta Ford Ka Challenge'de burs kazanıp da Ford Ka Maxi'lerle yarışan ve bu senede Ford'un takım pilotu olan Burak ÇUKUROVA, Osman TÜTER, Gökhan TEKMEN yada Ford Escort Cup'tan, LadaCup'tan çıkıp Opel ve Ford'a kendini kanıtlayıp, başarılı zamanlara imza atan başarısını tüm Türkiye'ye kabul ettiren Hakan TOLON gibi ve şu anda aklıma gelmeyen birçok isim var. Bunlar hep çok güzel örnekler. Ama bu insanlar da bu işe başladığında çok büyük emekler, ciddi paralar harcayarak başladılar. Ama inandıkları için de bir yerlere geldiler. Bursa'da motorsporları için seyirci potansiyelimiz çok iyi. Organizasyonların kalitesi de gün geçtikçe artıyor, daha da artacaktır herhalde. Bursa'nın en büyük artısı coğrafi konum olarak hem ralli, hem tırmanma, hem ralli-kros için şu anda inşaatı yapılan pist için çok müsait ve etaplar şehir merkezine çok yakın. Bu açıdan çok büyük bir talep var, hatta yarışan pilotların %90'ı sorun hepsi Bursa'da yarışan insanlar çok mutlular, hem etapların karakteristik özellikleri, hem seyirci katılımı açsından. Bursa'nın bir artısı da medya. Yerel basın olarak Bab-ı Ali diye geçer zaten radyo ve televizyonlardan da çok büyük destek alıyor Bursa'da. Bu açıdan Bursa'nın bu spordaki yeri daha farklı. Ahmet ÇETİNTAŞ - ahmet.cetintas@motorspor.com |